
Senfoni No.9
9. Senfoninin bana ilk hatırlattığı şey, orta okul yıllarım. Müzik dersindeyiz. Mavi flütümle çalmaya çalışıyorum. Parmaklarımla flütün deliklerini tastamam kapatmayı başardığım an içimde bir coşku: la la si do do si la sol… notalar dökülüyor bir bir.
Sonra aklıma çok daha etkileyici bir şey geliyor. Bir film: Ölümsüz Sevgili - Immortal Beloved. Gary Oldman’ın Beethoven rolüyle efsaneleştiği filmde beni en çok etkileyen bölümlerden birisiydi 9. Senfoni. Küçük Beethoven’ın babasından dayak yememek uğruna gece yarısı evden kaçtığı sahnede müziğin şiirselliği yıldızların şiirselliğine karışmıştı. Hüzün kavramının ise -Hilmi Yavuz’un deyimiyle- insana en çok yakıştığı ve belki de en çok anlaşıldığı anlardan biri yaşanıyordu bu sahnede.
1770′de Almanya’nın Bonn kentinde doğan Beethoven, 13 yaşında yaptığı beste ile hocası Mozart’ın gözüne girmiş, en sevdiği öğrencisi olmuştur. Yaşamının son yıllarında ise aile içi nedenlerle büyük sıkıntılar yaşamış ve işitme güçlüğü çekmeye başlamıştır. Onun 3. ve 5. senfonisi gibi en ünlü senfonilerinden biri olan 9. Senfoni Avrupa Birliği’nin resmi marşı olarak seçilmiştir. Beethoven bu eseri ölümünden 3 yıl kadar önce tamamen sağırken bestelemiş ve dolayısıyla icrasını hiç bir zaman duyamamıştır.
9. Senfoni’de koronun okuduğu sözler ünlü Alman şairi Schiller’in “Ode to Joy” (Neşeye Övgü) eserinden alınmıştır. Beethoven’ın bu eserine “Özgürlüğe Övgü” adını vermek istediği ama politik nedenlerle daha yumuşak olan şimdiki adını koymak zorunda kaldığı söylenir.
Not: Bu yazı, ilgili blog'un spam statüsünden kurtulması için konulmuştur buraya.